"Hissizlik"

2013-07-19 01:06:00
Hissizlik |  görsel 1

Akşam güneşi aydınlatıyordu odayı, perde naifçe sallanıyordu. Düşündü " İnsanlarda şu eşya kadar naif olamaz mıydı?" Doğruldu, perdeye kadar ilerledi, durdu ve düşündü tekrar " Kırmak, kırılmak niye? Bir sonu olan bu dünyada, Hiçbir şey ciddi değilken acıları en derinden hissetmek, duyguları sonuna kadar, ciddi ciddi hissederek yaşamak niye?" 

Cevabını bulmuştu işte, hissizliğinin sebebi buydu. Ona göre her şeyin bir sonu vardı ve sonu olan bir başlangıç yapıp her yeni güne yeni bir umutla başlamayı reddetti ve bu bir duygusunu daha kaybetmesine sebep oldu; Umut...

Camdan dışarıdaki çocukları izledi, salıncakta sallanan çocuğu... Her defasında daha da yükseğe çıkmak için çırpınışını izledi ve durdu. Kendi geldi aklına; o artık çabalamıyordu, bir amacı yoktu, yaşıyordu ama ne için? kim için? Gözleri çamurdan şekiller yapan çocuklara kaydı. Hayatı da böyleydi, duygularının üstüne çamu atılmış gibiydi ve o şimdi yeniden inşa edecekti duygularından bazı şeyleri... Belki de yapmazdı, kim bilir.

Her yeni bir günde, duygularını birer birer reddetmişti. Sonu gelmeyen bir alışkanlığa dönüşünce hissizlik esir almıştı ruhunu. Yaşama küsmüştü, belki biraz da kendine...

Arkasını döndü, bahçeye doğru ilerledi, bir iskemle çekip, kiraz ağacının yanına oturdu. " Belki de artık bırakmalıydı düşünmeyi, düşündükçe karanlığın içine daha çok batıyordu çünkü. Nereye kadar devam edecekti bu böyle? Yalnızlık, hissizlik... Her daim yanındayken nasıl başlayacaktı yeni bir hayata?" Kalktı yerinden ve düşünmemeye çalıştı. Bir kez daha aynı şeyi yapmıştı işte, bir sorunu daha kenara atarak, ortada kalmış bir kenar olmuştu hayatı...

335
0
0
Yorum Yaz